Kangren nedir

Dokuların, kendilerini besleyen kan damarlarının tıkanması sonucu canlılıklarını yitirip, çürümeleri. Etkilenen alan, çevresinden daha sert oluşuyla ayırt edilebilir. Ölü bölge çevresinden genellikle açık ya da koyu mavi rengi ile ayrılır. Rengin koyu ya da açık oluşu, alttaki dokuların sertliğine bağlıdır Bu ölü alandan alınan bir parçanın mikroskop altında incelenmesiyle, hücrelerin hafifçe seçilebildikleri ve çevrelerinden ayırt edebildikleri görülür. Bu sebeple, patoloji uzmanları, bu şekilde ölmüş dokuları, parçalanarak ölen dokulardan ayırmak amacıyla «pıhtılaşma kangreni» deyimi ile tanımlarlar. Bu dokular mikropların saldırısına uğramazsa kuru kangren» ortaya çıkar. Mikroplanan kangrenli dokular sulanır, şişer ve bu sebeple yaş kangren» adını alır.

Kangrenin en sık görüldüğü yerler kollar, bacaklar ve daha ender olmak üzere kör bağırsak takısı ile ince bağırsaktır. Çok ender olarak safra kesesi ve erbezlerinde de ortaya çıkar. Bir dokunun kangrenleşmesine yol açan atardamar tıkanıklığının çeşitli sebepleri olabilir. Örneğin, bir atardamarın iç yüzü damar sertliği sonucu bozularak bu alanda bir pıhtının oluşumuna yol açabilir. Hasta bir kalpten, kan dolaşımına, bir kalp krizi ya da kan pompalanmasını kısıtlayan yetersiz çalışma sırasında yine bu tür bir pıhtı atılabilir. Henüz yeterince anlaşılmamış sebeplerle şeker hastalarından bir bölümünün atardamarlarında yavaş gelişen bir tıkanma görülebilir. Atardamarlar sempatik sinir sisteminin aşırı çalışması (liaynaud hastalığı), ya da çavdar ekmeği yenmesi sonucu çavdar mahmuzunda Claviceps purpurea) bulunan bir maddenin etkisiyle kasılma ve sıkışmalar gösterebilirler. Çavdar ekmeği yenmesi sonucu damar kasılması en çok Akdeniz kıyılarında ve Rus steplerinde görülmektedir. Atardamarlarda kasılmaya yol açan madde çavdar mahmuzu (ergot) dur.
Bu madde özellikle kulak, burun, kol ve bacaklara giden atardamarlarda, oksijen eksikliğine yol açacak kadar kasılma yapabilir. Çavdar mahmuzlu maddelerle uzun süre tedavi edilmiş bazı migrenli hastalarda ve doğum sonrası kanama sebebiyle bu maddeyi kullanmış hastalarda da ergot kangreni görülebilir. Bazen bir alanda mikroplanma sonucu oluşan bir şişkinlik, bu alanın çevresinden geçen damarlara baskı yapıp kan akımım kısıtlayacak kadar çok olabilir. Deri altındaki irin bazen üzerindeki deriye ulaşan damarları sıkıştıracak kadar fazla şişer ve böylece bu alanı kaplayan deri canlılığını yitirerek dökülür. Bu alanda oluşan delikten irin akar.

Kangren bir darbe sonucu da oluşabilir. Örneğin ezilmeler, fıtık düğümlenmesinin bağırsaklara yaptığı baskı, kangrene yol açabilir. Ayrıca kangrenli alana uzak bir damarın zedelenmesi de kangrene yol açabilir. Diz altı atardamarı, uyluk kemiğinin kırılması ve kırılması ve kırık ucun bu atardamarı sıkıştırması sonucu tıkanabilir. Bu durumda, tabanda duyarsızlık görülür.

Kangrene yol açan diğer sebepler arasında, soğuktan donma da yer alır. Soğuk, damar çeperindeki hücrelerin incinmesine, dokuya sıvı sızmasına ve kan dolaşımını engelleyen bir şişlik belirmesine yol açar. Hasta ileri derecede yanma hissi duyar. Etkilenen bu kısımda bir sürt sonra ağrı diner ve doku, balmumu nu andıran bir görüntü kazanır. Yapılacak şey, bu alanın yavaş yavaş ısıtılmasıdır. Karla ovmak ve bu alanı aşırı derecede ısıtmak, acı algılama duyusu olmadığından, dokuların tahrip edilmesine yol açar. Sıcak içkiler ve örtülerden de yararlanılabilir. Ağrının yeniden belirmesi, o alanda dolaşımın başlamış olduğunun habercisidir. O zaman ağrı giderici ilâçların kullanılması gerekir. Soğuk, rutubet, kasların uzun, süre çalışmaması yanında, dolaşımı kısıtlayan sıkı giysilerin etkileri de bu tür bir dolaşım bozukluğuna yol açabilir. Bu durumda «siper ayağı» hastalığı söz konusudur 3u durumda önleyici tedbirlerin önemi büyük tür ve uygulanması gereken tedavi donmanın etkilerini giderme amacını güden tedaviye benzer.

Kangren tedavisi, komşu dokulardaki dolaşımın yeterliliğine, kangrenin türüne ve yerine göre değişir. Körbağırsak takısındaki yangılanmalar sonucu bu yöreye ulaşan damarların sıkışması, bağırsak kanalının delinmesine ve karın, zarının yangısı (peritonit) na yol açabileceğinden çok tehlikelidir ve acilen ameliyat gerektirir. Atardamarı tıkanmış olan bir ince bağırsak bölümü de aynı şekilde delinebilir. Kangrenleşmiş kol ya da bacaklarda genellikle ölü doku ile canlı doku arasında kesin bir sınır vardır. Bu durumda ölmüş bölümün kesilip atılması kolaydır. Ancak, bu tür kangrenler bazen, o alana kadar uzanan atardamarlarda bulunan bir hastalığın sonucudur. O zaman ölü bölüm kesildikten sonraki dönemde, vücuda daha yakın bölümlerin zamanla dolaşım bozukluğu sonucu öldükleri görülür. Bu sebeple, bu atardamarın kasılmasına yol açabilen sempatik sinir sistemi gangliyonlarının kesilmesi, ya da vücudun başka bir yerinden alınmış olan bir toplardamarı kullanarak bu alandaki tıkanık bölümün açılması gerekir. Bu hastaların sigara içmelerini engellemek hastalığın gidişi üzerinde olumlu etkiler yaratır.